Uygulanan makro ihtiyati politikalar ile kredi büyümesinin dezenflasyon sürecini ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyici bir şekilde oluşmasının sağlanmasına dönük politikaların da etkisiyle, 2025 yılı şirketler kesimi için finansmana erişimde zorlu mücadeleye konu bir sene olmuştur.
Merkez Bankası’nın kredi büyümesine yönelik politikalarında, 2025 yılında para politikası aktarım mekanizmasını desteklemek ve iç talepte dengelenmeyi sağlamak amacıyla Türk lirası ticari kredilerde aylık büyüme sınırı, KOBİ kredilerinde diğer ticari kredilere nazaran daha yüksek tutulmak suretiyle farklılaştırılmış, yabancı para(YP) krediler için de aylık büyüme sınırında kademeli azaltıma gidilmiştir.
Yılın başında %47,5 olan politika faiz oranında, Merkez Bankası tarafından genel olarak düşürme yönünde karar alınmasına rağmen, finansal piyasalarda yılın ilk yarısına doğru meydana gelen gelişmelerin enflasyonun eğilimi üzerindeki etkilerine bağlı olarak faiz oranlarında yükseltme ve zaman zaman da sabit bırakma durumları söz konusu olmuş ve faiz oranları Aralık 2025 te %38 seviyesine gelmiştir. TCMB nin faiz indirimleriyle, finansal koşullarda kısmi bir gevşeme görülmekle birlikte, enflasyonda düşüşü sağlamak, dezenflasyonist süreci devam ettirmek amacıyla parasal sıkılık sürdürülmüştür.
2024 yılının ilk yarısında başlayan dezenflasyon süreci, 2025 yılında da devam etmiş, 2024 yılında yüzde %44 civarında olan yıllık tüketici enflasyonu 2025 yılında düşüşünü sürdürerek Kasım 2025 itibarıyla % 31 e kadar gerilemiştir.
Gerek enflasyonda gerekse faiz oranlarında geçen yıla nazaran meydana gelen iyileşmeye rağmen, bir yandan yabancı para kredilerin büyümesine ilişkin sınırlamalar ile kurdaki oynaklığın azalması, diğer yandan TL cinsinden ticari kredi büyümesine ilişkin sınırlamalar ile finansal şartlardaki sıkılığın etkisiyle şirketlerin para piyasalarından fon sağlamaları ve krediye erişimleri sınırlı düzeyde kalmıştır.
Yurt içinde yıl boyu devam eden sıkı para politikası, şirketler kesimini yurt dışından borçlanma arayışına itmiş olup, TCMB kaynaklarına göre, son bir yılda firmaların yurt içinden sağladığı TL krediler %34,5 büyürken, yurt içinden sağlanan YP kredilerde ABD doları karşılığı %22,5, yurtdışından sağlanan YP kredilerde ise ABD doları karşılığı % 16,2 büyüme görülmüştür. 2025/9 itibarıyla reel sektörün yurt dışından temin ettiği YP cinsi net finansmanın 16,8 milyar ABD doları olduğu, bunun yaklaşık yüzde 10’unun eurobond ihraçlarından kaynaklandığı ifade edilmektedir.
Yurt içi kredilere yeterli ölçüde erişim sağlayamayan reel sektör, sermaye piyasaları aracılığıyla alternatif finansman kaynaklarına ulaşma çabası içinde olmuştur. 2024 yılında 57 milyar TL yi bulan ivme 2025 yılında yakalanamamış olsa da, bu yıl halka açılmalar yoluyla elde edilen fon tutarı(ortak satışları dahil-piyasa değeri olarak) 45 milyar TL yi aşmıştır. 2024 yılında 33 şirket halka açılmak suretiyle kaynak temin ederken, bu sayı ekonomik ve politik olumsuz gelişmelerin de etkisiyle 2025 yılında 17 de kalmıştır. Satışı gerçekleşen borçlanma aracı ihraç tutarı da 2.095 milyar TL. yi bulurken, bunun önemli bir bölümü (1.493 milyar TL.-%70) yurt dışı borçlanma kaynaklıdır. Yine, borçlanmaların 266 milyar TL. (%13 civarında) lik kısmı yeşil/sürdürülebilir borçlanma aracı şeklinde gerçekleşmiştir.
2025 yılında yurt içi kaynaklı olumsuz makroekonomik ve politik gelişmeler ile küresel ticaret politikalarına ilişkin yaşanan değişimler, korumacı yaklaşımların artması vb. ekonomik ve politik belirsizliklerin de etkisiyle ülkemiz hisse senedi piyasalarına yatırımcı ilgisinde azalma olduğu görülmektedir. 2024 yılı Aralık ayı itibarıyla bakiyeli pay yatırımcı sayısı yaklaşık 6,9 milyon kişi iken 2025 yılı Aralık ayında bu sayı 6,4 milyon kişiye inmiştir.
2026 YI KARŞILARKEN…
Küresel büyüme görünümünün 2026 yılında da korumacı ticaret politikaları, jeopolitik belirsizlikler ve tarife savaşlarından olumsuz etkilenmesi beklenmektedir. Devam eden belirsizlikler, gelişmekte olan ülkelere fon akımlarında istikrarın sağlanmasına engel oluşturmaktadır. Dolayısıyla, reel sektörün 2026 yılında da fon kaynaklarına erişime ilişkin sıkıntılarının süreceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Diğer yandan, enflasyonu önlemeye yönelik makroekonomik politikaların, sıkı duruşun önümüzdeki sene de ülkemiz gündeminde yer almaya devam edeceği dikkate alındığında, şirketlerin krediye erişimi, derecelendirme, uygun faiz koşulları gibi pek çok alanda her geçen gün daha önemli hale gelen sürdürülebilirlik konusu, önümüzdeki yıl da finansmana erişimde belirgin rol oynamaya devam edecektir.
Sürdürülebilirlik raporlamasının yaygınlaşması, hatta ülkemizde zorunlu sürdürülebilirlik raporlamasına geçilmesi, sınırda karbon düzenleme mekanizmasının 2026 da devreye girecek olması, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm konularının hem ülkemiz hem de şirketler kesiminin gündeminde olmaya devam edeceğini, sürdürülebilir/yeşil borçlanma araçları ihracı yoluyla şirketlerin kaynak sağlamayı sürdüreceğini, kredi kullanımında da sürdürülebilirliği benimseyen firmaların avantajlı olacağını söyleyebiliriz.
2025 yılını tamamlamak üzere olduğumuz şu günlerde, önümüzdeki yıl ve sonraki yıllarda tüm dünyayı meşgul etmeye devam edecek olan sürdürülebilirliğin temel koşulunun da kurumsallığın sağlanmasından, güçlü kurumsal yönetişimden geçtiğini söyleyerek geleceğe umutla bakmaya devam edeceğiz….
Serpil Yaşar
Ortak, Sermaye Piyasaları Hizmetleri
LinkedIn