Tema Grup Akademi

Tema Grup Akademi, Tema Grup'un bir iştirakidir.

info@temagrup.com

+90 212 663 9184

0
Kapat

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Denetim Perspektifinden 2025 Yılı Değerlendirmesi ve 2026 Beklentileri

Dünya genelinde değerlendirdiğimizde denetim mesleği, küresel ekonomik belirsizlikler, artan regülasyon baskısı ve teknolojik dönüşümün etkisiyle son yıllarda önemli bir değişim sürecinden geçmektedir. Özellikle 2025 yılı, denetim metodolojilerinin yeniden şekillendiği, yapay zekâ ve veri analitiğinin yaygınlaştığı ve denetçilerin rolünün daha stratejik bir boyut kazandığı bir yıl olmuştur.

 

Türkiye’de denetim mesleği de dünyadaki gelişme ve değişimlere paralel bir dönüşüm süreci geçirmekle birlikte Türkiye’nin ekonomik gerçeklikleri, regülasyonların çok sık ve hızlı değişmesi ile karmaşıklığı ve denetim kültürünün özellikleri nedeniyle daha derinleşmiş ve yapısal riskler ile karşı karşıya kalmaktadır.

 

Türkiye’nin Ekonomik Gerçekliklerinin Denetim Mesleğine Etkileri

Türkiye ekonomisi 2025 yılında yaklaşık %3 civarında büyüme kaydetmesine karşın yüksek enflasyon, para politikası ve iç talep üzerinde baskı oluşturmaya devam etmiş; ekonomik gündemin merkezinde fiyat istikrarı yer almıştır. Yüksek politika faizleri ve temkinli bankacılık yaklaşımı, kredi koşullarını sıkılaştırmış; özellikle KOBİ’ler ve borçluluk oranı yüksek firmalar için finansmana ulaşmak zorlaşmıştır. Faiz maliyetleri 2025 boyunca yatırım ve işletme sermayesi kararlarını baskılamış, mevcut borçların çevrilmesini de yüksek maliyetli hale getirmiştir.

 

Bu ortamda karlılıklar önemli oranlarda azalmış, şirketler maliyet kontrolüne ve nakit akışı yönetimine odaklanmış; 2025, finansal dayanıklılığın ön plana çıktığı bir yıl olmuştur.

 

2025 yılını denetim riskleri açısından değerlendirdiğimizde; bahsettiğimiz ekonomik gerçekliklerin finansal tabloların gerçekte olduğundan daha iyi finansal sonuçlar sunacak şekilde düzenlenmesi yönünden şirket yönetimleri üzerinde motivasyon ve baskıyı arttırdığını, dolayısıyla finansal tablolarda hata ve/veya hile riskinin yükseldiğini; söz konusu yüksek risklerin de finansal tablolara olan güvence ihtiyacını arttırdığını söyleyebiliriz.

 

Dolayısıyla, 2025 yılı artan denetim risklerinin yanı sıra hem zorunlu regülasyonların gerekliliklerinden hem de işletmelerin finansmana erişimde temin etmek durumunda kaldıkları finansal tablolarına olan güvence ihtiyacından denetime olan talebin artması ile iş fırsatları da getirmiştir.

 

Artan hatalı ve/veya hileli raporlama riski ile işletmelerin sürekliliği esasının uygulanması ve varlıklarda değer düşüklüğü de artırılmış denetim riskleri olmuş ve söz konusu denetim risklerine karşı gerçekleştirilen denetimlerin maliyetleri de yükselmiştir.

 

Yükselmiş risk ortamında artan denetim maliyetleri, maliyet kontrolüne odaklanmış işletmeler tarafında maalesef karşılık bulmamış ve denetimlerin kalitesi ve yeterliğini sağlayabilme üzerine denetim firmalarına ciddi baskı oluşturmuştur.

 

Regülasyonların Etkileri

Regülasyonların uygulamada karşılaşılacak sorunların derinlemesine analiz edilmeden çok hızlı değiştiği ve oldukça karmaşık düzenlemeler içerdiği bir ortam sunan Türkiye’de 2025 yılında denetim mesleği açısından yaşanan en önemli gelişme zorunlu sürdürülebilirlik raporlamasının ve güvence denetimlerinin başlaması olmuştur.

 

Türkiye, yürürlüğe giren raporlama ve denetim gereklilikleri ile dünyada Uluslararası Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının ilk uygulayıcısı olmuştur. Ayrıca yine dünyada bir ilk uygulama örneği olarak sürdürülebilirlik denetçisi ve sürdürülebilirlik denetimi yapmaya yetkili denetim kuruluşu yetkilendirmesi yaparak sürdürülebilirlik raporlarının denetlenme yetkisini bağımsız denetim yapma yetkisinden ayrı tutmuştur.

 

2025 yılında yaklaşık 400 şirket zorunlu sürdürülebilirlik raporlaması kapsamında olmakla birlikte yetkilendirilen denetim kuruluşu 21 olmuştur. İlgili düzenleme ile yetkilendirilen denetim kuruluşlarına yeni iş fırsatları doğmuştur.

 

Denetim Kültürünün Etkileri

Denetim, işletmeler tarafından çoğu zaman “zorunlu bir maliyet” olarak görülmekte; denetimin katma değeri yeterince anlaşılmamaktadır. Denetçiyle iş birliği zayıf olmakta; bilgi paylaşımı sınırlanmakta ve denetim sadece muhasebe-finans departmanları ile kısıtlı bir zaman periyodunda yürütülen süreç olmaktadır.

 

Denetime olan söz konusu algı; denetim kuruluşlarına kaliteli ve katma değer yaratacak bir denetim gerçekleştirmesi için gerekli olan zaman ve ücret bütçesinin verilmemesi ile sonuçlanmaktadır. Ancak bu durum denetçinin yine de bir danışman olarak görülmesine ve işletmelere raporlamanın ötesinde katkı sunmasının beklenmesine engel oluşturmamaktadır.

 

2026 yılından beklentiler

2026 yılından beklentilerimin başında yalnızca big4 gibi büyük denetim firmalarının değil, diğer küçük ve orta büyüklükteki denetim firmalarının da teknolojik dönüşümünün gerçekleşmesi ve yapay zekâ kullanımının artması; bu konuda teşvik ve desteklerin sağlanmasıdır. Böylelikle denetçiler, rutin ve tekrarlayan işlerden kurtularak risk değerlendirmesi ve kritik alanlara odaklanabilecek, denetim verimliliği artacaktır. Denetim, periyodik ve geriye yönelik bir faaliyet olmaktan çıkacak sürekli ve gerçek zamanlı bir güvence mekanizması sunacaktır.

 

2026 yılının denetçilerin sadece uyum ve kontrol fonksiyonu üstlenen profesyoneller olmaktan çıkıp, kurumlara değer katan stratejik iş ortakları haline gelmesinin beklendiği bir dönem olması da başlıca beklentilerimin arasında. Denetçilerin risk yönetimi, iç kontrol yapıları ve süreç iyileştirme konularında yönetime daha fazla katkı sunmasını öngörmekteyim. Ancak, denetçilerin sağlayacağı katkıların ve sunacağı danışmanlığın sınırları iyi belirlenmeli ve denetçiler tarafından yaratılan değerin karşılığını bulması gerekmektedir.

 

Sonuncusu ama en az önemlisi olmayan beklentim ise; denetimin gençler arasında yoğun emek-düşük getiri algısının kırılması; yetkin ve donanımlı gençlerin denetim mesleğini seçmeleri ve deneyim kazandıktan sonra ayrılmamalarıdır. Teknolojik dönüşümün getireceği kolaylıklar, işletmelerin denetim algısının değişmesi ve denetim firmalarının sunacakları kişisel gelişim olanakları bu kırılmada en önemli etkenler olacaklardır.

 

Çiğdem ÖZDEMİR
LinkedIn