Tema Grup Akademi

Tema Grup Akademi, Tema Grup'un bir iştirakidir.

info@temagrup.com

+90 212 663 9184

0
Kapat

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Mali Açıdan 2025’in Görünümü

Yaşayanlar açısından bir yıl daha geride kaldı.

 

Modern tıp insan hayatını uzattı. Ortalama insan ömrü 60’lı yaşlardan 80’li yaşlara kadar uzandı. Buna rağmen insan hayatı halen çok kısa.

 

Böyle hissetmemizin nedeni, insanın hayatta kalmaya programlanmış olması.

 

Koşullar ner kadar kötü olursa olsun, hep geleceğin daha iyi olacağını umut ediyor insan.

 

Gelecekle ilgili umut, biraz da nerede ve hangi sınıf içinde yaşadığımızla ilgili.

 

Kiminin umutları az ya da çok gerçek oluyor, kiminin de kısmetine hayal kırıklığı düşüyor.

 

Türkiye’de yaşayan bizler açısından 2025 sanırım daha çok hayal kırıklıklarının yılı oldu.

 

2025 yılında enflasyonun 20’ler civarına düşmesini bekliyorduk ama ortalama enflasyon %35,91 olarak gerçekleşti. Düştüğü yer bakımından değerlendirdiğimizde büsbütün başarısızlık diyemeyiz elbette. Enflasyon düştü ama hedeflendiği kadar düşmedi.

 

2026 yılında %16 hedefleniyor. Bakalım başarabilecek miyiz?!

 

Büyümede de aynı durum geçerli. 2024’te büyüme oranı %3,3 iken 2025 yılını %3,7 ile tamamlayacağımız hesaplanıyor. 2024 yılına göre 2025’te daha iyi bir büyüme performansı göstermişiz. Ama yine de %4,5-5 civarında olan Cumhuriyet tarihinin ortalama büyüme oranının altında.

 

Her başarının bir maliyeti var. 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla elde edilen başarının maliyetini de emeği ile geçinen sabit gelirliler ile emekliler ödediler.

 

2025 yılı başında net asgari ücret 22.104.-TL idi. %35,91 ortalama enflasyon altında Aralık ayı sonunda satın alma gücü olarak 16.264.-TL’ye düştü asgari ücretlinin geliri. 2026 yılı için 28.075.-TL olarak belirlendi. Oysa 1 Ocak 2025 tarihindeki satın alma gücüne ulaşması için 30.041.-TL olması gerekirdi. Bu haliyle 30.000.-TL’lik açlık sınırının altında bir asgari ücretimiz oldu. Dahası neredeyse her iki ücretliden biri asgari ücretle çalışıyor. Yani asgari ücret ortalama ücrete dönüştü.

 

2025 yılının çok tartışılan konularından biri de emlak vergi değerlerinin belirlenmesi oldu. 2025 yılı genel takdir yılı olduğundan asgari arsa metrekare birim değerleri yeniden takdir edildi. Böylece emlak vergi değerlerinde muazzam artışlar oldu. Ahaliyi emlak vergisini nasıl ödeyeceği kaygısı aldı. Aynı durum 2018 yılında da yaşanmıştı ve Gelir İdaresi bir geçici madde ile artışı %50 ile sınırlamıştı. Bu defa da %100 ile sınırladı. Yine adil ve çağdaş bir değerleme metodu çözümü üretilmedi, yine palyatif tedbirle günü kurtarma yoluna gidildi.

 

Enflasyon muhasebesi bakımından da benzer durum yaşandı. Önce geçici vergi dönemlerinde enflasyon muhasebesi uygulanmaması kararı alındı, ki bu karar doğruydu. Zira geçici vergi dönemlerinde bilanço çıkmadığı için teknik olarak enflasyon düzeltmesi yapılması yanlıştı. Yılın son gününe 5 kala 2025 yılı kurumlar vergisinde de enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı hakkında kanun çıktı. Yıl boyunca enflasyon muhasebesi uygulayacağını düşünerek ekonomik ve mali kararlar alanlar elleri böğründe kalakaldılar.

 

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler tüm yılı yine mevzuata yetişmeye çalışmakla geçirdiler. O kadar çok değişiklik ve yeni mevzuat çıkıyor ki, işi gücü bırakıp sadece mevzuatı okumaya çalışsalar yine de yetişemeyecek durumdalar.

 

Her alanda bunca mevzuat değişikliğine bakınca kurumlarımızın görev alanlarıyla ilgili problemleri yakından takip edip çözdükleri düşüncesine kapılıyor insan. Lakin kadim gerçeğimiz öyle değil. Türkiye, hiç bir problemini kökünden çözebilmiş bir ülke değil. 1940’lar, 1950’ler 60’larda yaşadığımız problemlerimiz kimisi de ağırlaşarak devam ediyor. 1970’de de kalkınmakta olan ülkeydik, 2025 bitti halen “kalkınmakta olan” ülkeyiz. Arkamızdan gelenler yetişemeyeceğimiz mesafede öne geçti. Nasıl oluyor bu, neye yarıyor bu kadar mevzuat bir türlü anlayamıyorum.

 

2026’da enflasyonun hedef kadar olmasa da yine de düşmeye devam edeceğini, büyümenin Cumhuriyet ortalamasını yakalayamasak da yine de pozitif olacağını ve dolaylı vergiler ile işlem vergilerinin artmaya devam edeceğini tahmin ediyorum.

 

Ama tahmin etmeyip emin olduğum bir şey var: yetişemeyeceğimiz kadar çok mevzuat değişikliği olmaya devam edecek.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermiyor” sözünden araklayarak “Maliye, meslek mensuplarına mevzuattan başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermiyor” diyorum ben de.

 

Herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu ve başarılı bir yeni yıl diliyorum.

 

Ahmet Ozansoy

Ortak, Vergi ve Bağımsız Denetim Hizmetleri
LinkedIn