Türkiye ekonomisi 2025 yılında enflasyonla mücadelede teknik olarak “ilerleme” kaydederken, hanehalkı cephesinde aynı iyimserlik hissedilmedi. Bunun temel nedeni açık: Gıda fiyatları, genel enflasyondan koparak kendi kulvarında yükselmeye devam etti. 2025 yılı başlarında yaşanan ve bir çok ili etkileyen zirai don, canlı büyükbaş hayvanlarda şap salgını ve yılın son çeyreğinde hızlanan et–süt fiyat artışları, gıda enflasyonunu yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkarıp sosyal ve sağlık boyutları olan bir krize dönüştürdü.
Zirai Donla Başlayan Zincirleme Etki
2025’in Şubat-Nisan ayları aralığında 65 ilde yaşanan yaygın zirai don, özellikle armut, ayva, badem, ceviz, elma, erik, fındık, kayısı, kiraz, limon, mandalina, nektarin, portakal, şeftali, üzüm ve fıstıktan oluşan 16 meyve grubu, çeşitli sebze grupları, buğday, arpa, erken ekilen şekerpancarı, mısır ve diğer hubuat grupları ve yem bitkileri üretiminde ciddi kayıplara yol açtı. Bölgesel saha tahminlerine göre bazı ürünlerde %15 ila %30 arasında verim kaybı oluştu. Bu kayıplar kısa vadede fiyatlara sınırlı yansısa da yılın ilerleyen aylarında arz daralması belirginleşti. Tarım ekonomisinin bilinen gerçeği burada tekrar ortaya çıktı: Üretimdeki her %10’luk düşüş, gıda fiyatlarında %20’yi aşan artış riskini beraberinde getiriyor. Nitekim 2025’te gıda fiyatları, manşet TÜFE’nin belirgin biçimde üzerinde artış gösterdi.
Şap Salgını: Hayvancılıkta Arz Şoku
Zirai don krizinin yarattığı baskıya yıl içinde görülen şap salgını eklendi. Hayvan hareketlerinin kısıtlanması, verim kaybı ve bazı işletmelerin canlı hayvan varlığını kaybetmesi nedeniyle üretimden çekilmesi; özellikle hayvancılıkta arzı daralttı. Tahminlere göre 2025’te büyükbaş hayvan varlığında %3–4 ve kırmızı et arzında ise %5’e yakın bir daralma yaşandı. Bu daralma, yem maliyetleriyle birleşince fiyatlara kaçınılmaz olarak yansıdı. 2025 yılında Türkiye’de görülen ve ülke genelinde hayvan pazarlarının kapatılmasına neden olan şap hastalığının ekonomiye vereceği kaybın yıllık yaklaşık 4,1 milyar dolar (162 milyar lira) olması bekleniyor. Bu ekonomik kaybın yanı sıra hayvancılık sektörünün gerilemesine ve buna bağlı sanayi işletmelerinin kapanmasına, istihdam açıklarının oluşmasına neden olabilecek seviyede olduğu değerlendirilmekte.
Yıl Sonu Gerçeği: Et ve Süt Fiyatları
2025’in son çeyreği, gıda enflasyonunun toplum nezdinde görünür hale geldiği dönem oldu. Yıl sonuna doğru kırmızı et fiyatları %20–25, çiğ süt fiyatları ise %15–20 aralığında arttı. Bu artış yalnızca et ve sütle sınırlı kalmadı. Peynir, yoğurt, tereyağı ve hazır gıdalar başta olmak üzere geniş bir ürün grubuna yayıldı. Böylece gıda enflasyonu, genel TÜFE’nin 10 puan ve üzeri seviyelerde üzerinde seyretti.
TÜFE – Gıda TÜFE Makası ve Ekonomik Denge
2025’te ortaya çıkan tabloda para politikasıyla talep baskılandı, TÜFE geriledi; ancak tarımdaki arz sorunları çözülemediği için gıda fiyatları yükselmeye devam etti. Bu durum, enflasyon algısını bozdu, gelir dağılımını olumsuz etkiledi ve dar gelirli kesimlerin satın alma gücünü daha sert aşındırdı. Ekonomik denge açısından bakıldığında, gıda enflasyonu; ücret taleplerini, sosyal destek ihtiyacını ve kamu harcamalarını artıran gizli bir maliyet unsuru haline geldi.
Gıda Enflasyonu ve Toplum Sağlığı
Gıda fiyatlarındaki artış artık yalnızca bütçeleri değil, beslenme alışkanlıklarını da değiştiriyor. 2025’te özellikle dar gelirli hanelerde hayvansal protein tüketimi azaldı, taze sebze–meyveye erişim zorlaştı ve daha ucuz ama besin değeri düşük, işlenmiş ürünlere yönelim arttı. Bu eğilimin orta ve uzun vadede sonucu açık: yetersiz beslenme, çocuklarda gelişim sorunları, obezite ve kronik hastalık riskinde artış. Yani gıda enflasyonu, bugünün fiyat sorunu olmanın ötesinde yarının sağlık bütçesi riskidir.
2026 Beklentileri: Fırsat mı, Tekrar mı?
2026 için açıklanan tarım ve hayvancılık destekleri rakamsal olarak güçlü. Doğrudan tarımsal desteklerin 170 milyar TL’ye, hayvancılık desteklerinin ise 35 milyar TL’nin üzerine çıkması öngörülüyor. Ancak asıl belirleyici olan, bu kaynakların nasıl kullanılacağı. Eğer 2026’da planlı üretim gerçekten uygulanır, yem ve gübre gibi girdilerde maliyet düşürücü adımlar atılır, hayvan hastalıklarına karşı etkin koruyucu sağlık politikaları devreye alınır, iklim risklerine karşı üretici daha güçlü sigorta mekanizmalarıyla korunursa, gıda enflasyonu ile TÜFE arasındaki makas daraltılabilir.
Sonuç: Enflasyonun Çözümü Tarlada
2025’in rakamları çok net bir gerçeği gösterdi. Türkiye’de enflasyon, sadece faizle veya para politikasıyla kontrol edilemez. Donun vurduğu tarla, şapla kapanan ahır ve maliyet baskısı altındaki üretici varken; gıda fiyatları düşmez. Gıda enflasyonu düşmeden, ne fiyat istikrarı sağlanır ne de toplum sağlığı korunur. Bu nedenle tarım politikası, artık sadece bir üretim meselesi değil; doğrudan bir enflasyon ve halk sağlığı politikasıdır.
Türkiye’nin 2026 sınavı tam da burada başlayacak.
Aziz Bora ELÇİN