Tema Grup Akademi

Tema Grup Akademi, Tema Grup'un bir iştirakidir.

info@temagrup.com

+90 212 663 9184

0
Kapat

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

UZLAŞMA YERİNE CEZALARDA ÖDEME İNDİRİMİ GELMELİ

Türk vergi sistemi uzlaşma müessesesi ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’na 1963 yılında eklenen maddelerle tanışmıştır. İlk haliyle tarhiyat sonrası uzlaşma düzenlenmişken, 1985 yılında Vergi Usul Kanunu’na eklenen Ek-11’inci madde ile tarhiyat öncesi uzlaşma da sisteme dahil edilmiştir.

 

7524 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle Vergi Usul Kanunu’nda 02 Ağustos 2024 tarihinde yapılan değişiklikten önce vergi aslı da uzlaşma kapsamındayken bu tarihten sonra vergi aslı uzlaşma kapsamı dışına çıkarılmıştır.

 

Yasa koyucunun uzlaşma müessesesine gerek duymasının nedeni, idarenin mükelleflerle ihtilafa girmeden tarhiyatını kesinleştirerek bugünden para tahsil edebilmektir. Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümü her ülkenin başvurduğu bir yoldur. Bu nedenle “Erken elde edilen vergi, daha geç elde edilecek daha fazla vergiden iyidir” ilkesi sadece Türkiye’de değil, dünyada da pek çok ülkede benimsenmiştir. Örneğin Fransa’da uzlaşma yalnızca vergi cezalarında görülmekte, vergi aslı kural olarak uzlaşmaya konu edilmemekte sadece dolaysız vergilerde geçerli olmak üzere vergi aslında uzlaşma, mükellefin ödeme gücü olmaması koşuluyla Danıştay (Conseil d’Etat), Yargıtay (Cour de Cassation) ve Sayıştay (Cour des Comptes)’ın uygun görüş belirtmesi üzerine Mali Anlaşmazlıklar Komisyonu (Comitée du Contentieux Fiscal) kararı ile olabilmektedir. Türkiye’deki uzlaşma müessesesine intikal etmiş olan Almanya’daki uzlaşma uygulaması anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile 1977 yılında kanun koyucu tarafından kaldırılmıştır. ABD’de ise bizdeki 02.08.2024 önceki mevzuata benzer bir uzlaşma sistemi mevcuttur.

 

Geçmişte vergi aslının uzlaşma kapsamında olması, ben dahil pek çok kişi tarafından eleştiri konusu yapılmıştır. Bu eleştirilerin temel dayanak noktaları; vergisini zamanında ödeyen mükellef idare ile ödeyeceği vergi miktarı konusunda pazarlık imkânına sahip değilken, zamanında vergisini ödemeyen mükellefe böyle bir şans tanınması, aynı durumda olan iki mükelleften vergisini zamanında ve doğru olarak ödemeyen mükellef aleyhine rekabet eşitsizliğine neden olması, objektif bir ölçüt konulamadığı için yolsuzluk yapılmasına müsait bir ortam yaratması vb gibi hususlardır.

 

Bütün bu gerekçeler de kuşkusuz haklılık payı vardır. Ancak geçmişte vergi aslının da uzlaşma konusu yapılması büsbütün de haksız ve yanlış bir uygulama değildi. Çünkü gerek geçmişte gerekse halen gerçekten de hukuk zorlanarak yapılan yorumlara, kanuna aykırı genel tebliğ ve özelgelere veya eksik incelemeyle yapılan kabullere dayalı çokça rapor yazıldığı vakıadır. Uzlaşma, tarhiyat öncesinde vergi inceleme elemanlarına, tarhiyat sonrasında ise vergi dairesine raporlarda veya tarhiyata dayanak olan diğer işlemlerdeki eksiklik ve hataları da değerlendirerek, tarhiyatın yargı organlarınca onaylanıp onaylanmama ihtimali ve mükellefin ödeme gücü gibi unsurları da dikkate alarak pazarlıkla muhtemel bir ihtilafı önlüyor idi. Bu yönüyle uzlaşmanın “lüzumlu” bir müessese olduğu aşikârdır.

 

Buna rağmen vergi aslının uzlaşma kapsamından çıkarılması yukarıda bahsedilen nedenlerle anlaşılabilir bir durumdur. Zaten İdare uzun zamandır çeşitli kötüye kullanımlara veya en azından bu yönde söylentilere engel olabilmek amacıyla uzlaşma görüşmelerinde gayri resmi ama zorunlu indirim oranları uyguluyordu. Buna göre vergi aslında zaten indirim yapmıyor, cezalarda da en az %70, en fazla %80 indirim yapıyordu. Binaenaleyh vergi aslının uzlaşma kapsamı dışına çıkarılması esasen mevzuatı uygulamaya uygun hale getirmiştir.

 

Lakin değişiklikten sonra şöyle bir durum oluşmuştur: Eskiden vergi ve ceza ayrıştırılarak uzlaşmaya konu edilemiyorken, yani tarhiyatın tamamıyla ilgili uzlaşma yapılıyor ve uzlaşma halinde hiçbirine karşı dava açılamıyor iken, vergi aslının kapsam dışına çıkarılmasıyla beraber vergi aslı dava edilebilirken aynı anda o asılla ilgili ceza uzlaşmaya konu olabilmektedir. Bu uzlaşmada da %70 ila %80 arası indirim yapılmaktadır. Yani cezaya konu tarhiyatın, cezanın ya da mükellefin öznel durumunun hiçbir şekilde dikkate alınmadığı bir uygulama yürütülmektedir. Bu durumda baştan belli bir ceza indirim oranı için uzlaşma komisyonlarına, sekreterya işlemlerine, tebligatlara, toplantılara, tutanaklara vs hiçbir ihtiyaç kalmamıştır.

 

Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi Ziyaı, Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezalarında İndirme” başlıklı 376’ncı maddesinde zaten bir indirim müessesesi düzenlenmiş durumdadır. Buna göre; mükellef veya vergi sorumlusu, ikmalen, resen veya idarece tarh edilen vergiyi veya vergi farkını ve vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı indirilir. Burada dikkat edilecek husus, cezada indirimden faydalanabilmek için o cezanın bağlı olduğu vergi aslının da ödenmesinin zorunlu olmasıdır.

 

Uzlaşma müessesesinde 2024 yılı Ağustos ayında yapılan değişiklikten sonra mükellef vergi aslını dava ederken cezada uzlaşabilir halde olduğundan ve uzlaşmada idarece fiilen uygulanan indirim oranı bu maddede belirtilen %50 oranından daha büyük olduğundan 376’ncı maddenin uygulanma olanağı kalmamıştır. Bu madde fiilen boşa çıkmış durumdadır.

 

Bu nedenle uzlaşma hükümlerinin bütünüyle kaldırılıp, 376’ncı maddedeki vergi aslını ödeme şartının da esnetilerek yeni indirim oranları belirlenmesi hem idareyi önemli bir iş yükünden kurtaracak hem de etkin ve adil bir indirim mekanizmasının çalışmasına olanak verecektir. Örneğin vergi aslını ödemeyip dava açanların cezaları dava açmaksızın ödemeleri halinde cezalarda %50 oranında, vergi aslına da dava açmayıp ödeyenlerin cezalarında ise %90 oranında indirim yapılması şeklinde bir düzenleme tüm mükellefler bakımından yeknesak ve idare açısından da son derece pratik ve faydalı bir indirim mekanizmasının çalışmasına olanak sağlayacak, idareyi uzlaşma süreciyle ilgili pek çok angarya işten kurtaracaktır.

 

 

102.08.2025 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

2Aliefendioğlu, Yılmaz: “İngiliz Vergi Sistemine Genel Bakış” Danıştay Dergisi Ankara, 1973.

3Tezel, Saban: “Türk Yargı Sisteminin Etkinliği Araştırma Projesi –Vergi Yargısının Etkinliğini Araştırma Raporu” TÜSEV İst. 1997 s.28

4Şahinok Aynur: “Her Yönüyle ve Mukayeseli Olarak Vergi Hukukunda Uzlaşma Müessesesi, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler-II Danıştay Tasnif ve Yayın Bürosu Yayınları, No:26 Ankara 1978, s.207

5Öncel, Çağan, Kumrulu: “Vergi Hukuku A.Ü.H.F. Yayınları No: 513 Ankara 1997 s.174

6Kızılot, Şükrü: “Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları” s.70-71

7Ozansoy, Ahmet: “Uzlaşma Müessesesi ve Etkinliği”, Yaklaşım Dergisi, Sayı: 89, Mayıs 2000, s. 204

8Ozansoy, Ahmet: “Dolaylı Vergilerde Uzlaşma ve Uzlaşmanın Yolsuzluklara Katkısı”, Vergi Sorunları Dergisi, Sayı: 169, Ekim 2002, s.37-41.

 

Dr. Ahmet OZANSOY
LinkedIn