Vergi dünyasında alışık olmadığımız bir dönem başlıyor. Kapsama giren çok uluslu şirketlerin ödeyeceği yerel ve küresel asgari kurumlar vergisi Vergi Usul Kanunu’na göre değil, uluslararası kabul görmüş muhasebe standartlarına göre belirlenecek!
Vergi hesabına esas finansal raporlama çerçevesi doğru belirlenmediği takdirde, büyük vergi cezaları ile karşı karşıya kalınabilir!
7524 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen ve 2024 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 02.08.2024 tarihinde yürürlüğe giren maddeler ile mevzuatımıza yeni bir vergi rejimi girmiştir. Bu yeni vergi rejimi, OECD tarafından yayımlanan Sütun 2’nin öngördüğü vergileme rejiminin yerel mevzuatımıza birebir geçirildiği hükümleri içermektedir.
Bu yeni vergi rejimi alışılagelmiş uygulamalarımızdan oldukça farklıdır. Bu farklılık, verginin konusu, mükellefi, matrahı, indirim ve istisnaları gibi müesseselerinin yanında vergi hesabına esas teşkil eden finansal tablolarda da kendini göstermektedir.
Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi, TEMAS dergimizin Eylül sayısının kapak konusu olarak işlenmiştir. Daha detaylı bilgi için ilgilenenlerin Eylül sayımızı okumasını tavsiye ederim. Bu yeni vergi rejimi konusunda ikincil mevzuatın henüz yayınlanmaması ve bu yıl Aralık ayında yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi için ilk beyannamelerin verilecek olması nedeniyle, kapsam dahilindeki birçok mükellef ve uygulayıcı nezdinde büyük endişe ve kafa karışıklığı bulunuyor. Bu karışıklığın en büyük nedeni olarak, uygulayıcıların uluslararası finansal raporlama standartlarına yabancı olmasını ve bu terminolojiden biraz uzak olmasını görüyorum.
Bilindiği üzere, ülkemizde TMS ve TFRS uyarınca finansal tablolar hazırlansa da meslek mensuplarının önemli bir kısmı muhasebe uygulamalarını Vergi Usul Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Tek Düzen Hesap Planına göre ifa etmektedir. Bunun sonucu olarak, ülkemizde muhasebe, ihtiyaca uygun finansal bilgi üretmekten ziyade vergisel amaçlar doğrultusunda uygulanmaktadır. Hal böyle olunca, uluslararası genel kabul görmüş finansal tablolar esas alınarak hesaplanan bir vergi rejiminin anlaşılması da oldukça zorlaşmaktadır.
Bu konuda kişisel tavsiyem, ülkemizde vergiyle hemhal olan bütün tarafların en azından temel düzeyde uluslararası finansal raporlama diline ve mantığına hakim olmalarıdır.
Konumuza dönersek, esas sorumuzu soralım, yerel ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinde hangi finansal tablolar esas alınacak?
Bu konuda piyasada oldukça yanlış anlaşılma var diye düşünüyorum. Gözlemlediğim kadarıyla, birçok kişi esas alınacak finansal tabloların IFRS tabloları (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları) olduğunu düşünüyor! Ancak, bu doğru değil.
Gerek OECD metinlerinde ve gerek yerel mevzuatımızda kullanılan ifade “Uluslararası Kabul Görmüş Finansal Muhasebe Standartları” ifadesidir. Terminolojiye uzak olan kişiler, burada kastedilenin IFRS olduğunu düşünüyor. Burada kastedilenin neden IFRS olmadığını müsaadenizle açıklayayım.
IFRS, IASB – International Accounting Standards Board (Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu) tarafından yayınlanmış olan muhasebe standartlarını ifade etmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri ve birçok gelişmiş ülke finansal tablolarını IFRS’e göre düzenlemektedir. Bununla birlikte ABD, Japonya ve Çin gibi birçok büyük ülke ise kendi finansal raporlama standartlarını kullanmaktadır. Ülkemizde ise IFRS’in neredeyse birebir çevirisi olan TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) kullanılmaktadır.
Görüldüğü üzere, ülkeler arasında kullanılan finansal raporlama standartları açısından ciddi farklılıklar vardır. Dolayısıyla, birden çok ülkede faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin bütün ülkeler tarafından aynı vergi rejimine tabi tutulabilmesi açısından ortak bir muhasebe dili gereklidir. Bütün ülkeleri ortak bir finansal raporlama çerçevesinde buluşturmak mümkün olmayacağı için OECD bu konuda çok isabetli bir çözüm üretmiş ve nihai ana işletmenin bulunduğu ülkenin kullandığı ve gruba ilişkin konsolide raporun hazırlandığı finansal raporlama çerçevesinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir.
OECD bunu “Acceptable Financial Accounting Standard” olarak tanımlamıştır. Bu ifadenin tanımı ise aşağıdaki gibi yapılmıştır;
“Kabul Edilebilir Finansal Raporlama Standardı” ifadesi; Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nı (IFRS) ve ayrıca Avustralya, Brezilya, Kanada, Avrupa Birliği Üye Devletleri, Avrupa Ekonomik Alanı Üye Devletleri, Hong Kong (Çin), Japonya, Meksika, Yeni Zelanda, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan Cumhuriyeti, Kore Cumhuriyeti, Rusya, Singapur, İsviçre, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerini (GAAP) ifade eder.”
Ceyhun DENİZ